image20

Kehribar Kolye

  

    Zaman geçtikçe, bilim teknoloji ilerledikçe insanlar doğal olandan uzaklaşmaya başlıyor maalesef. Bu gelişimin en kötü yanı olsa gerek. Ama bir yandan da gerek yaşayış gerek beslenme olarak doğal olan daha kıymetli olmaya başladı. Bir dönem aşırı şekilde paket gıdalara bir yönelme varken günümüzde insanlar daha bilinçli ve çoğu şeyi evlerinde yapabiliyorlar. Hele ki hayatımıza bebeklerimiz girdiğinden sonra bu konularda daha da duyarlı olmaya başlıyoruz. Bende vücudumuzun ihtiyaç duyduğu şifayı doğada bulabileceğimize inananlardanım. Deniz doğmadan çok öncelerde bile özellikle yabancı bebeklerin boynunda gördüğüm kolyeler oldukça ilgimi çekmiş ve araştırmıştım. Ve kehribardan olan bu kolyeler oldukça etkilemişti beni. Deniz yaklaşık iki aylıkken takmaya başladı ve o günden beri boynunda. Görenler soruyorlar gerçekten etkisi var mı ? İşe yarıyor mu ? diye. Bende bu sorulara cevap vermek istedim. Öncelikle deneyimlerimden yola çıkarak rahatlıkla söyleyebilirim ki ben çok faydasını gördüm. Denizin uykusu gayet düzenli ve daha küçükken gece uyandığında karnı doyduktan sonra tekrar uykuya geçiyordu, artık geceleri hiç uyanmıyor. Diş konusunda endişeliydim fakat bir gün gülerken tesadüfen gördüm dişlerinin çıktığını, ateşlenme, huysuzluk , uyku sorunu gibi olayların hiç birini yaşamadık ve bu konuda kehribarın etkisinin olduğunu düşünüyorum.

Kehribar nedir?

   Toplumda bir çok kişi kehribarı bir doğal taş olarak düşünüyor ve bu nedenle işe yarayacağını pek düşünmüyor. Ama kehribar bir doğal taş değil, en kolay anlatımıyla; fosilleşmiş kozalaklı ağaç reçinesidir. Ve en önemlisi içerisinde bulunan suksinik asit/amber asit nedeniyle doğal antibiyotik görevi görüyor.  Vücut ısısı sayesinde içerisindeki şifalı yağlar, ten teması ile doğal ağrı kesici ve rahatlatıcı bir etki gösteriyormuş. Ve bebeklerin derisi daha ince olduğu için etkisi daha fazla oluyormuş. Yani tamamen doğal ve organiktir. 

Kehribarın faydaları nelerdir?

  • Doğal ağrı kesici ve bağışıklık güçlendirici.
  • Diş çıkarma döneminde bebeğin ağrılarını ve salyasını azaltır.
  • Gaz sorununu çözer ve bebeği rahatlattığı için gece uykusunu düzenler.

Kehribarın kullanım şekli ve bakımı nasıldır?

   Ürünü ilk kullanımdan önce ılık sudan geçirip kurulayarak kullanmaya başlayabilirsiniz. Biriken enerjiyi arındırmak için ise 2-3 ayda bir toprakta bir gece beklettikten sonra tekrar yıkayıp, kurulayarak takabilirsiniz. 

Güvenlik açısından bebeğinize takmakta şüphe duyan annelerle karşılaştım. Ama bebeklerimizin güvenliği düşünülmüş ve bunun için kopma ve dağılma riskine karşı, her boncuk arasına düğümler atılmış. Güvenlik için de vidalı klips kullanmış. Sizler yine güvenlik için mutlaka gözetim altından kullanmalısınız. Bebek küçükken bebeğin boyun kasları gelişmediğinden boyun altında sıkıştığı için ayak bileğine kıyafetinin içinde kalacak şekilde kullanabilirsiniz.

Güvenilir Kehribar 

   Denizin kehribar kolyesini yoga eğitmeni olan Seray arkadaşım, öğrencilerinin de tavsiyesi üzerine Sofi Maya adlı siteden almıştı. (Sayfaya Instagram üzerinden sofimaya4 üzerinden ulaşabilirsiniz.)Ve araştırdığınızda bu konuda en iyi markalardan olduğunu göreceksiniz. Çünkü piyasada orijinal olmayan kehribarlar bulunmaktadır. Kurucusu Aslıhan Hünkar aynı zamanda Uluslararası Kehribar Derneği Üyesi ve Türkiye’nin sertifikalı Baltik kehribarı satışı yapan güvenilir firmalarından. Kolyeniz sertifikasıyla birlikte elinize ulaşıyor. Sizlere de gönül rahatlığıyla kullanmak kalıyor. Tüm bebeklere şifa olsun…

Sakin bebekler demek rahat ve sağlıklı anneler demek…

image21

Haydi Çocuklar Doğaya

  

Her anne-baba çocuğunu sevgi ve merhametle yetiştirmek, yeşertmek ister. Son dönemlerde çocukların medya odaklı olmaları maalesef sevgisiz, şiddete eğilimli, hayal güçleri körelmiş çocuklar yetiştirmemize neden oluyor.

Geleceğimizi kurtarmak, dünyaya güzel miraslar bırakmak her insanın en önemli görevi olmalıdır. Ve bu konuda özellikle rol model olan anne-babalara büyük bir sorumluluk yüklenmektedir.

Çocuğunuz ilk doğduğu andan itibaren, her zaman söylediğim gibi; bir birey olarak evlerinize kapanıp medyanın esiri olmayın. Yaşam doğada, ağaçlarda, hayvanlarda… 

Ben kışın dahi Deniz'i üşümeyecek şekilde giydirip, hazırlayıp dışarı çıkardım. ‘’Gerekirse üşüsün biraz; o kadar minnoş olmasın dedim hep!’’ Deniz etrafı inceledi, güneşi hissetti, kuş seslerini dinledi… ‘’Öğrenmekten hiç sıkılmayan, merak eden, araştıran, gözlemleyen, kendi sorunlarını çözmek için çaba sarf eden, tüm zekâ alanlarını aktif şekilde kullanabilen, sağlıklı, özgüvenli ,yaratıcı, mutlu, doğaya ve canlıya saygılı çocuklar yetiştirmek için bunu yapmak zorundayız.’’

Doğayı ve canlıları seven bireyler yetiştirmek için;

· Bol bol doğada zaman geçirin. Gözlem yapmasına izin verin. Üşürsün, terlersin, düşersin şeklinde kaygılarla onu sınırlamayın. Güvenli alanlarda doğayı keşfetmesini ve doğaya olan merakının artmasını sağlayın.

· Yalnızca dışarda değil evde de gerek oyuncaklar, gerek aldığınız kitaplar ve çeşitli materyallerle vakit geçirmesini sağlayarak merak duygusunu destekleyin. Hiçbir şey yapamıyorsanız mesela camdan Ay’ı gözlemleyin ve ailece bunun hakkında konuşun.

· Çocukla kaliteli vakit geçirmek demek çocuğu alıp bir avm nin oyun alanında oyun oynatmak değildir. Ben şahsen çocuğumun kalabalık bir avm de mikrop içinde oynayacağına doğada gerekirse üşümesini tercih ederim. Çünkü doğayı keşfetmesi, çocuğunuzun yaratıcılığının gelişmesini sağlayacaktır.

· Geceleri uyumadan önce hikaye ve masal okumak yerine önce kendi öykünüzü anlatın. Çocukluğunuzdan bahsedin. Sokakta-doğada oynadığınız oyunlardan, maceralarınızdan bahsedin ve çocuğunuza doğa konusunda ilham verin.

Ben inanıyorum ki bu Dünyayı çocuklar kurtaracak. Güçlü kahramanlar yetiştirmeliyiz. Doğayı, hayvanları seven bir birey başka bir canlıya zarar vermez, insancıl olur daha dayanıklı, yaratıcı olur. Kaybedince çabuk pes etmez kararlı ve istikrarlı olur. Merak eder, araştırmacı olur. Kendi kendini sakinleştirmesini bilir huzurlu olur. Muhakkak herkes için çocuğu çok değerli; ama lütfen çocuğumuzu koruyacağız diye minnoş prensesler, prensler yetiştirmeyin. Ülkemizin güçlü kadınlara, vizyon sahibi erkeklere çok ihtiyacı var!

Evlere kapanmasın çocuklar! Haydi çocuklar doğaya !

Sakin bebekler demek rahat ve sağlıklı anneler demek…

Ek gıda alışverişi

Ek gıda alışverişi

Bebeğinizin 6. Ayını doldurmasıyla artık hayatınızda yeni bir serüven başlayacak. Annelerin hem heyecanlı hem de tedirgin oldukları bu ek gıdaya geçiş döneminde araç-gereç olarak ihtiyaç duyacağınız ürünlerden bahsetmek istedim bu hafta sizlere. 

Bebeğini mümkün olduğunca montessori sistemine göre yetiştirmeye çalışan bir anne olarak, beslenmede de ''bebeğin kendi kendine beslenmesi'' anlamına gelen blw sistemine oldukça sıcak bakıyorum. Zaman zaman geleneksel usule başvursam da blw sistemini de uyguluyorum. Ve ek gıda için gerekli araç-gereçlerden bahsederken iki sistemi de göz önünde bulundurarak yazıyorum.

· Mama sandalyesi;

Siz de; bebeğiniz siz yemek yerken ne kadar heyecanlandığını ve merak ettiğini fark etmişsinizdir. Bu aslında bebeğinize yemek saatlerini öğretmek için çok güzel fırsat. Bebeğinizin sizinle sofraya oturmasına ve yemek saati olduğunun farkına varmasını sağlayın. Her iki sistemde de mama sandalyeleri ek gıda sürecinin en temel parçası olacaktır. Zira bebeğin ek gıdaya geçmeye hazır olduğunun da bir göstergesidir oturuyor olmak.

· Buharlı pişirici veya buharda pişirme aparatı;

Her iki sistemin de vazgeçilmez araç-gereçlerinden biridir. Buharda pişirdiğiniz meyve veya sebzeleri ister parmak şeklinde doğrayıp, ister püre haline getirip bebeğinize verebilirsiniz.

· Önlük; 

Bolca ihtiyacınız olacak çeşit çeşit almanızı tavsiye ederim. Ben Deniz’e oioi adlı markanın silikon, rahatlıkla yıkanabilen önlüklerinden aldım gayet kullanışlı.

· Cam rende; 

Meyveleri suyu ve posasıyla birlikte vermek için ihtiyacınız olabilir.

· Suluk; 

Ek gıdaya geçişle birlikte her öğünden sonra bebeklerin su içmesi gerekiyor. Küçük boy bir suluk ilk etapta işinizi görecek ve çantanızda da çok yer kaplamayacaktır.

· Fileli veya silikon emzik;

İşte bu benim favorim. Özellikle başlangıçta meyveleri verirken acaba boğazına kaçar mı diye düşünmenize gerek kalmıyor hem bi güzel meyveyi emiyor hem de dişlerini kaşıyor ve mutlu oluyor bebekler.

· Mama kasesi;

Özellikle vakumlu olanları tercih ederseniz etraf daha az kirlenecektir. 

· Silikon kaşık;

Bebeğinizin ağzını acıtmaz, ayrıca güvenle bebeğinizin eline verebilirsiniz.

· Vakumlu kavanozlar veya saklama kapları;

Dışarı çıkarken hazırladığınız yiyecekleri yanınızda götürmeniz için elzem parçalar. Hazırladığınız mamaların sıcaklıklıklarını her daim tam yenilecek kıvamda tutuyor ve bebeğiniz soğumuş bir mama yemiyor ya da siz mamayı bir yerlerde ısıtmak için dolanmıyorsunuz. Son bir not olarak sızdırmazlıklarını çantanıza koymadan önce mutlaka kontrol edin.

· Kumaş mama sandalyesi;

Artık dışarıda bir çok cafe ve restauranatta  mama sandalyesi bulunuyor. Ama mama sandalyesi bulunmayan yerlerde veya ev gezmelerinde işinizi oldukça kolaylaştıracak. Çantanızda taşımanızı kesinlikle tavsiye ederim.

· Buz torbası;

İlikli et suyu, tavuk suyu veya mevsim meyvelerinden hazırladığınız meyve pürelerini dondurup, gerektiğinde tek tek çıkarıp kullanmak için çok ideal bir yöntem.


Her yazımda söylediğim gibi her çocuk özel ve biriciktir. İhtiyaçları da farklılık gösterecektir. Ben ihtiyaç duyduğum malzemeleri kısaca sizlerle paylaşmak istedim.


Tüm bunların dışında bir konu da daha annelerin duygularına tercüman olmaya geldim. Bu ek gıda sürecinde bebeklere gerek yemeğin suyu, gerekse yedikleri bir tatlının tadına baktırmak isteyen teyzeler olacak çevrenizde… ama inanın ki bir bebeği en çok annesi düşünür ve bebekler düzden ister. Size göre doğru ya da yanlış lütfen annenin bebek üzerinde oluşturduğu düzeni bozmaya çalışmayın. Ayrıca o yağlı, bolca salçalı ve tuzlu yemek suyunun bebeğe hiç bir faydası yok; şekerinde aynı şekilde. Biz sizleri böyle büyüttük diyebilirsiniz ama şartlar farklı. İnsanlar beslenme konusunda artık daha bilinçli çayda, kahvede şeker kullanımı oldukça azaldı. Peki sonrasında zararlı olduğunu düşündüğümüz ve bırakmak için uğraştığımız besinleri bebeğe hiç bir faydası yokken neden verelim öyle değil mi? İç güdüsel olarak bebek tabi ki merak eder ve  elini uzatır ancak tadını hiç bilmediği yiyeceği bebeğin canı niçin istesin? Büyüklerimizin deneyimlerine ve tecrübelerine tabi ki saygımız var fakat bu konuda okuyan araştıran bilinçli annelerimizin de lütfen haklarını yemeyiniz ✌

 Sakin bebekler demek rahat ve sağlıklı anneler demek… 

image22

Mükemmel Anneler

Bu yazı birçok anneyi kızdırabilir! Ama inanın sizin de iyiliğiniz için yazıyorum... Toplumdaki algıdan olsa gerek; kadınların birçoğunda fazla hevesli bir ebeveynlik isteği oldukça dikkatimi çekiyor.  Yok anneler fedakardır, cefa çeker gibi söylemler ister istemez annelerin üzerine ağır bir sorumluluk yüklüyor. Ve mükemmel bir anne olmak için yarışan anneler daha da mükemmel bir hale gelmek için sürekli kendini hırpalıyor. Hayattaki tek rolü annelikmiş gibi… Çevresini unutuyor, eşini unutuyor en kötüsü kendini unutuyor. Çocuğu doğar doğmaz İnstagram adı bile değişiyor! Ada’nın annesi - Berk’in annesi gibi. Evet annesiniz artık sizin sorumluluğunuzda bir insan var ama bu kadar değil. Öncelikle kendinizi unutmayın. Önce kendinizi sevin, kendinizi sevmeden başkalarını sevemez ve aydınlatamazsınız. 

   Hayatta birçok rolünüz var hiç biri bir diğerinin üzerine çıkmamalı annelik dahi olsa. Ben annelik depresyonlarının veya anne olmaktan korkan insanların psikolojisini de buna bağlıyorum. Bir kitapta okuduğum cümle bu konudaki düşünceme cuk diye oturdu. Kitapta; “ Çocuğun büyüdüğünde, topluma ne faydan olacak? “ diyordu. Kariyerinizi, sağlığınızı, kendinizi, her şeyinizi çocuğunuz için bir kenara itmeyin. Tabi ki belli zamanlarda bazı şeylerden fedakarlık ediyoruz, etmeliyiz de; ama bunu dengeli şekilde yapmak gerekiyor. Yine bahsettiğim kitapta geçen bir örnek; ''Dengeli bir öğün gibi protein, karbonhidrat, meyveler, sebzeler, tatlılardan oluşan bir tabak gibi... Çocuğunuza zaman ayırdığınız kadar sağlığınıza, sporunuza, bakımınıza, kültürünüze, hobilerinize vakit ayırın.'' Bu hem çocuğunuza hem size iyi gelecektir. Hayatınızın tek anlamının çocuğunuz olması, çocuğunuz için de iyi değil. Çocuğum olmadan önce bile hep söylüyordum; ben bana bağımlı bir birey yetiştirmek istemiyorum. Bir şeyleri kendi kendine yapmak, bebeğinizin sağlıklı özgüveni içinde gerekli. Ve bu yetiştirme şekli bebeğinizin ilk doğduğu zamana kadar uzanıyor. Güvenli bağlanma olayına fazla kafa yorarak uyurken bebeğinin yanına kıyafet koyanları da duydum, bebek uyuduğunda dahi bebeği memesinden ayırmayan anneyi de... Sonra gelsin uykusuz geceler, isyanda, yorgun, bitkin anneler… :(

   Pediatri doktoru ve pediatrik uyku üzerine uzman Dr. Gary Feldman'ın yorumu konuyu çok güzel özetliyor:

   “Çocuk ve ebeveyn arasındaki bağın kalitesi, gece uyku saatlerinden ziyade esas gündüz, gün boyunca uyanıklık saatlerinde yaşanan ilişkinin kalitesiyle belirleniyor, yani güvenli bağlanma uyku saatleri ile değil, çok daha büyük ölçüde uyanıklık saatleri ile ilişkili. Sağlıklı bir uyku düzeni için uyku saatinde çocuğunuza koyduğunuz sınırlar çocuk-ebeveyn ilişkisinin çok küçük bir parçası, ebeveynlerin endişelenmesi gereken bir konu değil. Çocukların ve ebeveynlerin özellikle gece kesintisiz ve yeterli miktarda uyuyarak, gündüz zamanı çok daha kaliteli iletişim ve ilişki kurabilmeleri esas odaklanılması gereken konu”.

Yani bebeğim bağlanma konusunda güvensizlik yaşayacak diye uyku eğitiminden de taviz vermeyin. Uyku ile yazdığım yazımda da söylemiştim Deniz 3 günlükken kendi odasında uyumaya başladı ve kendi yatağında kendi kendine uyuyor. Çocuğunuzun sağlıklı şekilde özgürlüğünü ilan etmesi için hem çocuğunuza hem de kendinize fırsat verin. Bu şekilde hem siz hem de çocuğunuz daha mutlu olacak. Sonra annesi olmadığında ortalığı yıkan çocuklar ortaya çıkıyor ve bundan da en çok kendi alıştırdığı halde anneler şikayetleniyor. Üstüne bir de bu anneler çocuk sahibi olmak isteyenlere yapmayın, etmeyin, gezin tozun , hayatınızı yaşayın şeklinde tavsiyeler veriyor.Tabi ki şartlar farklı olabiliyor ama çocuğum oldu diye öncesinde süren hayatınızı bitirmek zorunda değilsiniz. Buradan çocuk sahibi olmak isteyip de cesaret edemeyenlere sesleniyorum sizi korkutmalarına izin vermeyin. Bebeğiniz siz ne verirseniz onu alır, doğru adımlarla yola çıkarsanız ailecek huzura kavuşursunuz…

   Sakin bebekler demek rahat ve sağlıklı anneler demek…

image23

Bebeğinizle Yapabileceğiniz Aktiviteler

Bebeğinizin dünyaya gelmesiyle hayatınızda bir çok şeyin değiştiğini göreceksiniz. Öncesinde evde bulunduğunuz süre içinde farklı şeylerle uğraşırken, artık o eve bir miniğin eklenmesiyle ev içindeki aktiviteler farklılaşacaktır. Birçok arkadaşım soruyor. ‘’Nasıl geçiyor? Sıkılıyor musun evde ? ‘’ Benim için ise o kadar hızlı geçiyor ki zaman… Ama önemli olan o zamanı hem kendiniz hem de bebeğinizin gelişimi için güzel bir şekilde değerlendirmektir. ''Bebekle evde neler yapılabilir ki?'' diye düşünebilirsiniz. Gözümüze çok küçük göründükleri için, pek aktif değillermiş gibi geliyor belki ama 0-6 ay aralığındaki bebekler de oldukça aktif. Öğrenmeye ve iletişime de oldukça yatkınlar. Sürekli etrafı incelerler ve seslere karşı hassastırlar. Çevrelerinde olup bitenlere karşı ilgilidirler. Sizde bebeğinizle güzel vakit geçirmek ve bebeğinizin gelişimini desteklemek istiyorsanız onunla oyunlar oynayabilir ve aktivitelere dahil edebilirsiniz. Peki bebeğimizle nasıl vakit geçirebiliriz?

Öncelikle güzel havaları mutlaka değerlendirin, evlere kapanmayın güneşli bir havada bebeğinizle birlikte yürüyüş yapmak hem bebeğinize hem de size çok iyi gelecektir.

Evde bulunduğunuz zamanlar içinse işte size birkaç aktivite;

  • Bebeğinizle bol bol konuşun. Sakin ve yumuşak bir ses tonu ile konuşmanız bebeğinizi rahatlatacak ve güvende hissetmesini sağlayacaktır. Konuşurken göz temasında bulunmanız ve mimiklerinizi kullanmanız oldukça ilgisini çekecektir. Hatta zaman zaman size cevap verircesine sesler çıkardığına şahit olabilirsiniz. Konuşmakla yetinmeyip şarkıda söyleyebilirsiniz. Ama benim sesim kötü diyenleri duyar gibiyim. Sakın böyle düşünmeyin bebeğiniz için dünyadaki en güzel ses annesinin sesidir. 
  • ‘’Bebek aynaya baktırılmaz’’ diyen teyzelere pek aldanmayın. Ayna karşısına bebeğinizi yatırarak kendi hareketlerini gözlemlemesini sağlayabilirsiniz. Bu sayede ayna karşısında bebeğinizin hareket ederek büyük motor becerilerinin gelişmesini sağlarsınız. Ayrıca aynada ortamı farklı bir açıdan gören bebeğinizin derinlik algısının gelişmesini desteklemiş olursunuz.
  • Şişelerin içine çeşitli materyaller koyarak duyusal şişeler oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz bu şişeleri yuvarladıkça çıkan sesleri oldukça farklı bulacak.
  • Farklı doku ve zeminlerin zamanla bebeğinizin dikkatini oldukça çektiğini göreceksiniz. Bunun için hazırlanmış dokun-hisset kitapları da piyasada oldukça yaygın. Ama bu kitapları illede almanız gerekmiyor farklı kumaş türlerini bebeğiniz için güvenli bir hale getirerek kendinizde yapabilirsiniz.
  • Bebeğinizi yatırarak kullanacağınız çıngıraklı oyun halıları oldukça destekleyici bir oyuncaktır. Piyasada oldukça yaygın olan bu oyuncaklara para vermek istemezseniz güvenli bulduğunuz herhangi bir yere renkli kurdele, kumaş veya oyuncaklardan bağlayabilirsiniz. Bu etkinlik; oyuncaklara uzanmaya çalışan bebeğinizin motor becerilerinin gelişmesini sağlayacaktır ayrıca renkli oyuncakların hareket etmesini izlerken gözleri ile nesneleri takip etme yeteneklerini geliştirecektir.
  • Birlikte spor yapın. Bebeğinizi bir oyun halısı üzerine yatırıp kollarını yanlara, yukarı, aşağı, çapraz hareket ettirebilirsiniz. Aynı şekilde ayaklarını karnına doğru itip çekerek, ters kol-ters bacak ve çapraz hareket ettirmeyi bebeğiniz çok sevecek. Sonrasında bebeğinizi yatırıp yanında sizde sporunuzu yapabilirsiniz. Bebeğiniz sizi dikkatle izlemeyi de sevecektir.

Bebeğinizle yapabileceğiniz aktivitelere birkaç örnek vermeye çalıştım. Bunun dışında bebeğinizi zaman zaman güvenli bir ortam sağladıktan sonra yalnız bırakmayı da deneyin. Kendi kendine bir şeyler yapabilmeyi öğrenen bebekler kendi iç dünyalarını daha iyi tanır, ilerde daha mutlu ve özgüvenli çocuklar olurlar.

Ve sürekli farklı aktiviteler yapacağım diye kendinizi hırpalamayın. Çok zorlamaya gerek yok. Bebeğinizi bol bol öpüp, koklayın, sarılın sımsıkı, birlikte dans edin, kuşları, kedileri gösterin, kitaplar okuyun, konuşun… En önemlisi Gülümseyin! Gülümseyin! Gülümseyin! … Çünkü bebeğiniz gülmeyi sizden öğrenecek…


Sakin bebekler demek rahat ve sağlıklı anneler demek…

image24

SAĞLIKLI ÖZGÜVEN GELİŞİMİ

    Henüz altı aylık bebeği olan bir anne için iddialı bir başlık gibi görebilirsiniz. Ama gerek aldığım eğitim, öğretmenlik tecrübem ve bunun yanında gözlemlerime dayanarak bu önemli konu hakkında söyleyeceklerim var. Çocuklarımız bizlerin dünyaya bırakacağı en değerli miraslarımızdır. Ve her anne-baba özgüven sahibi bireyler yetiştirmek ister. Maalesef birçok anne-baba sınırsızlığı, davranış kontrolünde zorlanmayı özgüven ile karıştırmaktadır. Peki nedir bu özgüven? Kelime anlamına bakıldığında; kişinin kendine olan güveni olarak tanımlanmaktadır. Bana göre ise kişinin özünün (benliğinin) farkında olması ve buna olan güvenidir. 

   Ebeveynlerin çocuklarına verebileceği en büyük hediyelerden biri sağlıklı özgüvene sahip bireyler olmalarını sağlamaktır. Yani; kendisini olduğu gibi kabul edip, kendi hakkında olumlu düşüncelere sahip olması, kendine ve yapabileceklerine güvenmesi, kendi değerinin farkında olması, hatalarından ders çıkarabilmesi ve kazanmanın yanında kaybetmenin de olduğunu öğrenen bireyler olabilmeleridir. Tüm bunlar çocuğa nasıl kazandırabilir?

   Bence sevgi en önemli basamak. Çocuğunuz onu her koşulda sevdiğinizi ve güvendiğinizi bilmesi gerekir. Mutlu bir ailede ve koşulsuz sevgiyle büyüyen çocuklar yaptıkları işlerde daha başarılı ve özgüvenli olacaktır. Ailelerde sevginin ölçütü farklı olabiliyor.

  •    Şunu kesinlikle unutmayınız ki sınır koymak asla sevmeye engel değildir. Kendisinin ve başkalarının sınırını bilen çocuk özgüvenli çocuktur. Hem çok sevip hem sınır koymak mümkündür. Belirlediğiniz sınırlar içerisinde çocuğunuza güvenli bir alan sağlayabilir bu alan içerisinde özgür olmasını ve kendi kararlarını almasını sağlayabilirsiniz. Siz yeter ki anne-baba olarak kararlı ve net olun.
  •  Çocuğu sevmek demek onun her istediğini yapmak demek de değildir. Hatta çocuğu tamamen mutsuz etmenin bir yoludur çocuğun her istediğini elde etmeye alıştırmak. 

   Çocuğunuza gelişimine uygun görevler verin. Her bireyin yapması gereken görev ve sorumlulukları olduğunu çocuğunuza küçük yaştan itibaren kazandırmaya çalışın. Önemli olan yapabileceği düzeyde görevler vermektir. Çocuğunuzdan yaşı ve kapasitesinin altında veya üstünde beklentilere girmek çocuklarda özgüven eksikliği veya aşırı özgüvene neden olabilir. Olması gereken ise sağlıklı bir özgüvene sahip olmaktır.

   Lütfen çocuğunuzun yerine her şeyi yapmayın. Sırf üstünü ve etrafı kirletmesin diye kolaya kaçıp yemeğini siz yedirmeyin. Sabırlı bir şekilde kendi yapmasına imkan verin. En etkili öğrenme şeklinin yaparak-yaşayarak olduğunu düşünüyorum. Çocuklarımıza bu şansı vermeliyiz ki üstüne dökmeden yemeyi öğrenebilsin.

   Çocuğunuzu övün ama bunu fazla abartmayın. Gerektiğinde eleştirin ama bu eleştirilerde yapıcı olun. ‘’Sen her şeyi yaparsın, yapamayacağın şey yoktur’’ gibi sözler çocuğun kendi yapabileceklerini görmesine engel olur. Farkındalık duygusu gelişmez. Dolayısıyla sağlıksız bir özgüvene neden olur. Aynı şekilde ‘’Beceriksiz, hiçbir konuda başarılı değilsin’’ gibi sözler ise çocuğun özgüvenini zedeler.

   Çocuğunuzu asla bir başkasıyla karşılaştırmayın, kardeşiyle bile! Her çocuk biricik ve özeldir. Kişinin yarışacağı tek kişi kendisi olmalıdır. Farklılıklara daima saygı gösterilmelidir. 

   Doğru iletişim kurulmalıdır. Çocuklar duygulara çok önem verir. Çoğu zaman ne söylediğinize değil nasıl söylediğinize dikkat ederler. İletişim kurarken göz teması kurmaya özen gösterin, konuşurken yaşına uygun kelimelerle seçmeye özen gösterin, bir birey olduğunu unutmayın ve onun da kendini ifade etmesine izin verin, mümkün olduğunca ben dili kullanmaya çalışın. Tüm bunlar aile içindeki iletişimi güçlendirir ve sağlıklı bir iletişim özgüvenli bireyler yetiştirmeyi sağlar.

   Ne fazla korumacı ne fazla otoriter bir aile olun. Onu korumak için fazla korumacı olmayın. Gerektiğinde hata yapmasına izin verin ki doğruyu kendisi görebilsin ve o hatayı tekrarlamamayı öğrenebilsin.

   Bizlerin minik öğretmenleri onlar. Çocuklarımızdan öğreneceğimiz çok şey var…

   Sakin ve mutlu bebekler demek, rahat ve bilinçli anneler demek…

image25

Bebek çantasında neler olmalı?

  

‘’Ne gezmelerimden vazgeçerim ne bebeğimden’’ diyen anneler için dışarı çıkarken çantamızda neler olması gerektiğini anlatan tecrübeyle sabit bir yazı yazmak istedim bu hafta sizlere…

Ben bebeğim olmadan önce de evden zor çıkan bir insandım. Sonra eşimle tanıştım fark ettim ki o benden de zor çıkıyor evden :D Tabi bir de Deniz eklendi şimdi… Deniz ile ilk dışarı çıkışlarımızda daha çıkmadan yoruluyordum. Kendin hazırlan, Deniz’i hazırla, bebiş çantasını hazırla tabi arada Denizle ilgilenmeler vs… Ama merak etmeyin ilk bir-iki deneyimden sonra bu rutine alışıyor ve hızlanıyorsunuz. 

İlk dışarı çıkışlarımızda ‘’acaba bir şey unuttum mu?’’ diye yol boyu düşünüyordum. Çünkü annelik demek garanticilik demekti, ihtiyacınız olmayacağını düşündüğünüz eşyaları bile acaba diyerek yanımda bulunduruyordum hep. Tabi zamanla bir düzen oluşuyor ve çanta genelde hazır olarak bekliyor ve birkaç değişiklik ve ekleme ile daha hızlı hazırlanabiliyorsunuz. 

Peki bu bebiş çantasında neler olmalı?

Emziren bir anneyseniz;

· Emzirme örtüsü ve göğüs pedleri (sizin ihtiyacınız olan) bu ikisi vazgeçilmezleriniz olacaktır.

(İhtiyacınıza göre; pompa, yedek süt saklama kapları ve süt saklama poşetlerine de ihtiyacınız olabilir.)

Bebeğiniz mama yiyorsa;

· Temiz bir termos ve evden çıkmadan hazırlanmış sıcak su

· Temiz biberonlar (dışarıda kalma süresine göre sayısını belirleyebilirsiniz)

· Mama kutusu (çantada çok yer kapladığını düşünüyorsanız, ölçekli mama kaplarını tavsiye ederim)

Deniz henüz ek gıda sürecine geçmediği için, deneyimlemeden sizlerle ek gıda sürecinde ihtiyaç duyulacak şeyleri şu an paylaşmak istemedim. Deneyimlediğimde hemen sizlerle paylaşacağım.

Temizlik/Hijyen;

· Bebek bezleri (sayısını dışarıda kalma süresine göre belirleyebilirsiniz).

· Islak mendil / temizlime sıvısı ve pamuk

· Alt değiştirme örtüsü, kullan-at olanlar daha kullanışlı. Hem bebeğinizin hem gittiğiniz yerin hijyeni açısından yanınızdan eksik etmeyiniz.

· Bebek bezi torbası veya küçük boy çöp poşeti (yine benim dikkat ettiğim ve dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüm bir nokta. Gittiğiniz yerlerde özellikle ev gezmelerinde kirlenmiş bezi o şekilde çöp kutusuna koymak, çöp kovasını temizleyecek kişiye saygısızlık olduğunu düşünüyorum ben. Sizlerde evlerinizde şahit oluyorsunuzdur özellikle bebeğiniz kakasını yaptığında ve kirli bez çöp kutusunda beklediğinde oldukça kötü bir koku oluyor. Buna engel olmak için kokuyu hapseden bez torbası ya da küçük boy çöp poşetleri tercih edebilirsiniz. Hatta mümkünse çöplerinizi giderken alıp çöpe atmayı da tercih edebilirsiniz.)

· Bebeğinizin ihtiyacına göre pudra ve nemlendiriciler.

Yedek kıyafetler;

· Yine dışarıda kalacağınız süreye bağlı olarak bir veya birkaç tane takım (alt-üst)

· Atlet (zıbın)- çorap- ağız ve elbezleri- yaka önlüğü-şapka

· Bulunduğunuz mevsime bağlı olarak penye veya örgü yelek 

· Ve bebiş çantalarının vazgeçilmezi müslin örtü 

Acil durumlar için ;)

· Diş kaşıyıcılar (Deniz sophie lerden vazgeçemeyenlerden)

· Oyuncak ve çıngırak

· Kullanıyorsanız emzik

Bu yazdıklarım Deniz’in çantasında bulunanlar. Ama hep söylediğim gibi her bebek özel ve biricik olduğundan ihtiyaçları da farklı olabilir. Birkaç kere dışarı çıkıp deneyimlediğinizde bebeğinizin nelere ihtiyacı olabileceğini sizlerde gözlemleyip ona göre bir çanta hazırlarsınız. Zor gibi görünebilir ama sakın pes etmeyin hem kendinizi hem bebeğinizi sosyal hayattan mahrum bırakmayın.

Sakin bebekler demek rahat ve mutlu anneler demek…

image26

Z Kuşağını Yönetmek

  

Şimdilerde üzücü bir şekilde şahit oluyorum bebeği olacağını duyduğu andan itibaren bir alışveriş furyası…

Herkes bebeği için her şeyin en iyi ve eksiksiz olmasını ister illa ki… Onu da alayım bu da olsun derken inanılmaz paralar dökülüyor. Ama ne yazık ki bu kargaşanın içinde o güzel günlerin tadını bile çıkaramadan geçip gidiyor zaman… Zaten doğduktan sonra ihtiyaç olduğunu gördükçe alınacak her şey  ama ilk olarak bebeğinizin en çok ihtiyacı olan şey sizin sevginiz…

Çocuk dünyaya geldiği an itibariyle hatta buna karar verdiğiniz an siz olduğunuz siz dışında yeni bir söylem, dil ve davranış şekli geliştirmeniz gerekiyor, tabi rol model olacağınızı da unutmayınız…

Hep söylüyorum şimdiki çocuklar başka Z kuşağının dilinden anlamak gerekiyor. Önceden bebek 40 gün boyunca gözünü açsın diye beklerlermiş. Folik asit bebekleri başka mesela Deniz iki günlükken kafasını kaldırıyordu. Bizler yönetilen bir nesildik, yeni nesil z kuşağı yöneten bir nesil, yönettikleri bir dünyaya geliyorlar. Ebeveynlerin öncelikle yöneten çocukları nasıl yönetmesi gerektiğini öğrenmesi gerekiyor. Çocuklar kural sever, düzen ister. Sizin aciz gördüğünüz bebeğiniz iki günlükken anneyi kullanmaya başlar. Z kuşağını yönetmenin en temel yolu duyguları tanımak ve öğrenmek. Çocuğunuzla göz teması kurun, bir birey gibi görün, her çocuğun biricik ve özel olduğunu asla unutmayın. Çocuklar ne söylediğimizi unutabilirler ama nasıl söylediğimizi asla unutmazlar! Bir şeyi söylerken ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimize çaba sarf etmemiz gerekir. 

Çocuğunuza gerektiğinde hayır demesini bilin. Bebeğinizi pamuklara sarıp sarmalayıp bir dediğini iki etmezseniz onu hayata hazırlayamazsınız. Hayatı boyunca yanında olamayacaksınız. Doğru şeyleri öğretip yolundan çekilmeniz gerekir ki hayatla başa çıkabilsin. Karşılaştığı olumsuz olaylar karşısında güçlü durabilsin…

Konuyu ilk başladığım yere getirecek olursam dünyaya geldiği andan itibaren eksiksiz ve her şeyi düşünülmüş olarak başladığı bir hayatta maddi şeylere önem veren ve hiç mutlu olmayan bir nesle sebep olmayalım. Sevgili, saygılı, kibar, doğaya ve canlıya saygılı, sanata ve sanatçıya önem veren, barışçıl, hümanist bireyler yetiştirebilmek dileğiyle...

Sakin bebekler demek rahat anneler demek…

image27

Rahat anne-bebek iletişimi

  

Eşim ve ben Deniz’le ilk anlardan itibaren hep bir iletişim halindeydik ona gitar eşliğinde şarkılar söyledik ve konuşmayla kendimizi ifade etmeye çalıştık. Örneğin Deniz'in üzerini giydirirken hava soğuk olduğu için üzerimizi giymemiz gerektiğini açıkladık. 

Peki siz bebeğinizle konuşuyor musunuz?

Bebeğinizle konuşmak, ona bir şeyler anlatmak, şarkılar söylemek bebeğinizin kelime hazinesini, bilişsel kapasitesini geliştirecek ve kendini güvende hissetmesini sağlayacaktır.

Bebeğinizle konuşurken onun gözlerine bakın. Bebeğiniz için göz teması da oldukça önemlidir. Bir şeyler anlattığınız zaman mimiklerinizi de kullanmayı unutmayın. Sözleriniz ve yüz ifadeleriniz arasında farlılıklar olmamalıdır. Bebeğinizle konuşurken yavaş, yumuşak ve alçak bir ses tonu kullanın. Bebekler yüksek sesten ve onları telaşa sürükleyecek seslerden çok hoşlanmazlar. Ve ses tonunuzdan bile etkilenirler. Bu yüzden panik ve evhamlı annelerin bebeklerinin de daha huzursuz olduğunu düşünüyorum çünkü bebekler kaygılı bir ses tonunu bile hissediyorlar bence. Sakinlik onlar için önemlidir. Ayrıca bebeğinizle ilgili eylemlerde bulunurken ( mesela üstünü değiştirirken veya banyo yaptırırken ) ne yaptığınızı ona sakin bir ses tonuyla anlatın.

Anne sesi bebek için bir güven ve rahatlık sembolüdür. 

Ben bebeklerin her şeyi anladığını, hissettiğini düşünüyorum bu yüzden yaptığınız şeylerden bahsedin ona şarkılar söyleyin sakin bir ses tonuyla onun da size gülümseyerek veya elini, ayağını oynatarak karşılık vermeye çalıştığını göreceksiniz. 

Ve bilinçaltını olumsuz etkilememek adına konuşurken  “ sen büyüdüğünde parktaki çocukları mı döveceksin?” gibi kötü söylemlere (teyzelere :) bebeğinizi maruz bırakmayın 😒 

Bebeğinizin gelişim döneminde onunla çok fazla iletişime geçin. Çocukların içindeki potansiyelin ortaya çıkmasına izin verin ve bunu o kadar çok gözünüzde büyütmeyin (küçük yaşlarda eğitim setleri vs). Yalnızca sabır, ilgi ve sevginizi göstermeniz yeterli. 

Sakin bebekler demek rahat anneler demek :)

Rahat Uyku

image28

  

Ailelerin bir diğer korkulu rüyası ise gece uykuları zira bu konuda birçok yorum ve soruyla karşılaşacaksınız “Geceleri nasıl?” “Uyuyor mu?” veya “Başladı mı uykusuz geceler ?” 

Biz de pek başlamadı açıkçası :) Deniz dünyadaki 2. gününden itibaren kendi odasında uyuyor, birinci ayından itibaren kendi kendine uykuya dalıyor. İlk haftalarda 2-3 kere sonrasında ise sadece bir kere uyandı hatta gece boyu hiç uyanmadığı bile oldu. Uyandığında ise karnı doyduktan sonra uykusuna devam etti. 

Bende bu konu da sizlere bir kaç bilgi ( aldığım eğitimden yola çıkarak ) ve deneyimlerimden bahsetmek istedim. 

Öncelikle oda konusundan bahsedelim bu konu da birçok görüş var. Zira uzmanlar bile bu konuda fikir ayrılığı yaşıyor. Her çocuk özel ve biricik olduğu gibi ailelerin de nasıl bir yol izleyeceği farklılık gösterebilir. Ben bebeğin ilk zamanlardan itibaren kendi odasında uyuması taraftarıyım. Tabi ki annenin toparlanmasıyla da ilgili bu süreç. Ve kendi odasında uyuma düşüncesini ne kadar çabuk hayata geçirirseniz o kadar kolay bir süreç olduğunu düşünüyorum. Hepimiz duyuyoruz 5-6 yaşına gelmiş çocukların hala anne babasıyla uyuduğunu hatta aynı yatakta...

Bu sürecin gerçekleşmesi için önce inanmak ve kararlı olmak gerekiyor. 

Bebeğinizin odasını yatak odanıza en yakın oda olarak belirlemekte fayda var ya da ben uykumda bebeğimin sesini duymam derseniz telsiz de kullanabilirsiniz. 

Ve bebeğinizi yalnız bırakırken gerekli tedbirleri almalısınız;

◦ Özellikle yemek yedikten sonra kusma ihtimaline karşı yan yatırabilirsiniz

◦ Beşiğinin kenarında ya da bebeğin yakınlarında ağız silme bezi, eldiven, çorap gibi bebeğin alıp ağzına yüzüne kapatacağı şeyler olmadığından emin olmalısınız.

◦ Bebeğiniz eldiven kullanıyorsa eldivenlerinin veya çoraplarının lastiğinin elinden çıkamayacağı kadar sıkı olmasına dikkat ediniz. 

Tedbirlerimizi aldıktan sonra belirtmemiz gereken bir diğer konu (ki uyku eğitiminin temelini oluşturuyor bence)bebeğinizi gözlemlemeniz buna “duraklama” da denilebilir. Nedir bu duraklama? Bebeğiniz ağladığında hemen koşup kucağınıza almayın bir süre gözlemleyin. Bu uygulama birçoğunuza acımasızca gelebilir belki ama ben etkili bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Sebebini de şöyle açıklayayım; bebeğiniz uykusu arasında 1,5-2 saatlik periyotlarda uyanır( hatta kimi zaman kendi elini oynatmasına bile uyanabilir) Aslında baktığımızda yetişkinlerde aynı periyotlarda uyanır fakat yetişkinler daha hızlı tekrar uykuya geçtiğinden bu uyanma evrelerini hatırlayamaz. Siz bu sırada hemen koşup bebeğinizi kucağınıza alırsanız bebeğinizin uykusunu bölmüş olursunuz. Ben Deniz’in çoğu kez bir süre sonra tekrar uykuya devam ettiğine şahit oldum. 

Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise bebek deyip geçmeyin inanın çok akıllılar. (hele z kuşağı… Folik asit bebeği şimdikiler :)) Bebeğinize belli zamanlarda belli sinyaller vererek gece uykusunu benimsemesini sağlayanız mesela gün içinde emzirirken onunla konuşabilir, şarkı söyleyebilirsiniz gece ise sadece karnını doyurmalısınız neredeyse küsmüş gibi sessiz olmalısınız. Ortam hafif loş olmalı ve gerekmedikçe altını bile değiştirmemelisiniz. 

Gece uykusu sık sık bölünen bebeklerin gün içerisinde de huysuz olduğunu göreceksiniz ve aynı şekilde bu durum tüm aileyi olumsuz etkilediği gibi uykusuzluk nedeniyle ailenin yaşam kalitesinin de düşmesine neden olabilir.

Hep söylediğim gibi bebekler sürekli yapılana alışır (istemsiz bir öğretim yöntemi). Eğer bebeğiniz uyurken aman uyanmasın diye sessiz konuşur gözüne ışık gelmesin diye ışıkları kapatır perdeleri çekerseniz bebeğiniz bunu öğrenir ve uyumak için sizden hep aynı fiziksel koşulları sağlamanızı bekler. Yapmanız gereken ise çok kolay; sadece bebeğiniz uyurken insanları susturmayın fısıltıyla konuşmanıza da gerek yok! Perdeleri çekip ışıkları kapatmayın. Ben eve arkadaşlarımız geldiğinde Deniz’i hiç bir zaman odasına götürüp yatırmadım yanımızda uyusun dedim o muhabbetin içinde uyudu. 

Bebeğiniz hep aynı yerde uyuduğunda bir süre sonra uyumak için aynı yatağını isteyecektir veya siz uyutma yöntemi olarak sallamayı uyguluyorsanız bebeğiniz hep uyumak için sallamanızı isteyecektir. Bebeğinizin farklı yerlerde uyumasını sağlayın “başka yastıkta uyumaz, battaniyesi olmadan uyumaz”derseniz gittiğiniz her yere tüm eşyalarını taşımak zorunda kalırsınız. Farklı yerlerde uyumasını sağlamak için kendi yatağında bile sık sık değişiklikler yapın nevresimlerini veya yastığını değiştirin. 

Bu adımları uygularken en önemlisi kararlı, sabırlı ve sakin olmanızdır.

Unutmayın sakin bebekler demek rahat anneler demek.

image29

Nedir bu RAHAT ANNE?

  

“Artık annesin” le başlayan birçok cümle duydum çevremden, annelik rolünü tek bir kalıba sığdırmaya çalışanlar var, bana göre ise hiç bir şeye engel değildi annelik, daha her şey yeni başlıyordu. Deneyimleyecek daha da çok şey vardı. Artık daha da çılgın olmalıydım birlikte hayal gücümüzü göklere çıkarabilmek için. 

Hayatınıza bir miniğin girmesi hiç bir şeye engel değildir. Siz onun hayatına değil bebeğiniz sizin hayatınıza ayak uydurmalı ki; daha sonra kendi kazandırdığınız alışkanlıklar yüzünden çocuğunuzdan şikayetlenmeyesiniz. Annelik kendi hayatınızı yaşamaya hiç bir zaman engel değildir bu oyunda kuralları siz belirlersiniz. 

Bebekler dünyaya geldiklerinde hiç bir şey bilmiyorlar iyi veya kötü istemli ya da istemsiz kazandığı birçok alışkanlıkta yetişkinliklerin etkisi var. Ve şu da bir gerçek ki bebek bile olsa çocuk bir düzen ve kural ister. Bu kuralları belirleyecek olan anne ve babadır. Alınan kararlar tutarlı ve sürekli olmalıdır. Doğduğu andan itibaren bebeklere sabretme ve kendini sakinleştirme öğretilmelidir. Bebeklikten itibaren “bekleme” yöntemiyle onların daha sakin ve dingin olması sağlanmalıdır. Nedir bu bekleme yöntemi? Bebeğiniz ağladığı anda anında yanına koşup kucağınıza almayınız öncelikle uzaktan gözlemleyerek kendini sakinleştirmesine izin verin inanın bu şekilde yetiştirilen çocukların ilerde daha özgüvenli olduğunu göreceksiniz.

Hem velilerimden hem çevremdeki annelerden gözlemlediğim kadarıyla annelik duygusunu çok yoğun yaşayan kişilerle karşılaştım öyle ki kendi hayatını unutup sadece çocuğu için yaşayan anneler... Buraya kadar bir sorun yok! Asıl üzücü olan sadece çocuğu için yaşayan “mutsuz” anneler… Çünkü kendilerine ait bir zamanları ve hayatları kalmamış. Bana göre annelik bu değil. Anne mutluysa herkes mutlu. Sadece çocukların mutluluğuna değil ailenin yaşam kalitesine de önem vermek gerekir. Çünkü elzem olan kaliteli bir ailede büyüyen mutlu çocuklardır. Kendinize vakit ayırmayı ihmal etmeyin sporunuzu yapın ve ruhunuzu arındırın. Endişelerden ve kötü düşüncelerden uzak durun. Düşünsenize Dünya’da saatte ortalama 15 bin bebek doğuyor. Bu bebekler öyle ya da böyle bir şekilde büyüyor. Yeter ki sağlıklı olsunlar, çok takılmamak lazım kiloluymuş , zayıfmış vs. Tabi ki bir çok yorum duyacaksınız çevrenizden; onlara da çok aldırış etmeyin. Bir bebeği en çok annesi düşünür siz her zaman sakin kalıp bebeğiniz için en uygun olanı tercih edin.  

Sakin bebekler demek rahat anneler demek.